8 Mayıs 2023

NİKAH HEDİYESİ (GRAM ALTIN - ÇEYREK ALTIN HİKAYESİ)

      


    Bağ-Kur’dan emekli eşi dünyasını değiştireli ne kadar olmuştu pek hatırlamıyordu. Cenaze merasimi sırasında ana kucağında olan son torunu ortaokula gidiyordu. Kıymetli eşinden kalma bahçe nizamlı evinde mutlu ve huzurlu bir hayatı vardı. Eşinden yadigar kalan bahçedeki güller ve meyve fidanları en yakın arkadaşları olmuştu. Komşu İl, İlçe ve mahallelerde oturan çocukları her daim arayıp, sorarlar ve bazen de torun torba yatılıya gelirlerdi. Yatılı kalmak çocuklarına da iyi geliyordu. Zira eskiyi anımsarlar, babalarının hatıratını yad ederlerdi.

Günlerden bir gün, eşinin uzak akrabası bir kadın mutlu ve mesut yaşadığı o küçük bahçeli evine ziyarete gelir ve Nikah Davetiyesi bırakır. Davetiyeyi alır ve hayırlı olsun diyerek uğurlar. Nikah günü gelir ve büyük torunundan yardım isteyerek beraberce nikah salonuna ulaşırlar. Lakin adrese vardıklarında  hiçbir tanıdık göremezler. 

-Evladım der, bu ne iş. 

-Hiç tanıdık kimse yok. 

Torunu bakar ki nikah tarihi bir gün öncesine  aittir. Yaşlı kadın  nikah tarihi hafta sonu olan Pazar günüdür diyerek çağırmıştır torununu. 

-Madem öyle bizde evlerine giderek hediyemizi teslim edelim, der torunu ve babaannesini düğün sahibinin evine götürür. Kapı çalınır ve bir gün önce düğün yapan davetiye sahibi akraba kadın kapıyı açar. 

-Kızım der, yaşlı babaanne. 

-Ben nikahı Pazar günü olur sandım. Yaşlılık işte. Lakin merasiminiz dün imiş. Rabbim hayırlı eylesin. Çam Sakızı Çoban Armağanı hediyemizi kabul buyurmanızı istirham ediyorum.

Düğün sahibi merdiven başında hediyeyi eline alır, bakar ki gram altındır.

-Biz senin torununa çeyrek altın takmıştık, der.

-İyi ama der, Bağ-Kur emekli eşi yaşlı kadın. 

-Elimde şu an bu var. Çeyrek almaya gücüm yetmedi.

       Düğün sahibi merdiven başında ayak üstü sözüne devam eder:

-İyi ya. Önümüzdeki ay maaşını aldıktan sonra bu gram altını da ilave ederek bir çeyrek alabilirsin.



Mehmet İNCİ

08/05/2023

Pendik. İstanbul

Uzay Çağı Öyküleri

25 Şubat 2023

HATIRLAR MISINIZ?

Kanatlarını her çırpışında kuşların,

Rüzgardan uğuldayışında çamların,

Salkım salkım üzümü olunca bağların,

Beni hatırlayabilir misiniz?


Fasulyeyi toplarken çubuğunda, 

Mısırları ayırırken somağında,

Çayların yudumlarken meşe gölgesinde

Beni hatırlayabilir misiniz?


Bahçe bozumu başladı denilebilir,

Yeşil soğanla domates yenilebilir,

Tavşan kanı çaylar demlenebilir,

Beni hatırlayabilir misiniz?


Yine sabah mı oldu? Ne iş yapalım?

Çimentomuz var, kumumuzda, harç karalım,

Boş durmaktansa nereye beton atalım?

Beni hatırlayabilir misiniz?


Hatırlamayı hak ettim mi sanki?

Duygularım bellidir, her an ki,

Özlemeye mecburum ne var ki,

Beni hatırlayabilir misiniz?


Mehmet İNCİ

Eylül 1995

Çorlu/Tekirdağ



SİZİNLEYİM

Kim demiş sizlerden ayrı kaldığımı,

Şafağın her söküşünde oradayım.

Engin mavi denizlere daldığımı, 

Gurubun her batışında oradayım.


Saklansa da gökyüzündeki güneş,

Ardına bıraktığı muhabbetindeyim.

Nur misali ağartırken geceyi ay,

Dünyaya bahşettiği ışığındayım.


Şu güz sonu rüzgar hafifçe eserken,

Yaprakları mırıl-mırıl yakartırken,

Bulutları şekilden şekile koyarken,

Memleketimin havasına aşığım.


Sevenimi nasıl unutabilirim,

Özündeyim, zikrindeyim, fikrindeyim,

Tüm muhabbetiyle severim kalbimin,

Yalvarışındayım, haykırışındayım.


Mehmet İNCİ

Eylül 1995

 Çorlu/Tekirdağ